Ertuğrul Özkök: Siyasette Dombra dönemi kapanıyor, Akdeniz açılıyor

Ertuğrul Özkök, eşinin adına gönderme yapan “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Sezen Aksu‘nun “Karşıyım” şarkısını kampanya müziği olarak seçtiğini belirterek, “Acaba son 15 yıldır bizi aşağı çeken o “Dombra” günleri kapanıyor mu… Mehter”le hantallaşmış adımlarımız yeniden hızlanıyor mu…” diye yazdı.

Özkök’ün “Siyasette Dombra dönemi kapanıyor, Akdeniz açılıyor” başlıklı yazısı şöyle: 

Siyasette Dombra dönemi kapanıyor, Akdeniz açılıyor

İlk oyumu 1969 yılında, 22 yaşımda kullandım.
Üniversitenin son sınıfındaydım ve tabii ki solcuydum.
Oyumu TİP’e, yani Türkiye İşçi Partisi’ne vermiştim.
1965’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren TİP milletvekilleri beni çok etkilemişti.
27 Mayıs askeri darbesinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi yeniden kendine gelmişti.
Bana göre Türkiye tarihinin en renkli, en demokratik Meclisi’ydi belki…

*

TİP’e sempatim sonraki yıllarda da devam etti.
Fransa Türkiyeli Öğrenciler Birliği’nin 5 kişilik yönetim kuruluna TİP’e yakın bir öğrenci olarak girmiştim.
Dönüşte öğretim üyeliği yıllarımda TİP’in dergisi “Yürüyüş”te yazılarım yayınlanmıştı.

*

Dün öğrendim ki, TİP bu seçimde Sezen Aksu’nun “Karşıyım^” şarkısını kampanya müziği olarak seçmiş.
O kadar sevindim ki…
Orada da kalmadı.
CHP de seçim müziği olarak yine Sezen Aksu’nun “Tuana” şarkısını seçmiş.
CHP ayrıca Sezen’in bir şarkısında geçen “Sana söz yine baharlar gelecek” cümlesini de kampanyasının sloganı haline getirdi.

*

TİP’in seçtiği “Karşıyım” şarkısının yakın geçmişimde çok özel bir yeri var.
2020 yılıydı.
Pandemi’nin en karanlık günleriydi…
İşte o günlerde Sezen arda arda harika şarkılar çıkardı.
Bunlardan biri de “Karşıyım”dı…
Spotify’da ilk dinlediğim an beni mahvetmişti…
Mis gibi bir Ege, Akdeniz gelmişti Beykoz’daki evime sanki…
Şarkıyı dinlerken pötikare örtülü masalar, üstü hasır örme iskemleler gelmişti gözümün önüne…
Her pazar günü Number1 FM radyosunda “Ege Baharı Top 20” adlı bir liste yapıyorum.
O haftanın en yeni ve güzel Türk pop şarkılarından oluşan bir liste bu…
Şarkıyı anında o listeye aldım.
Haftalarca 1 numarada kaldı.
Ve yılın şarkısı olarak da onu seçtim.

*

Aslında Harun Kolçak’ın 19 yıl önce söylediği bir Sezen şarkısıydı bu.
Sezen, pandemi sırasında bu defa şarkıyı yorumuyla kendi okudu.
O sırada bir de küçük mesaj yayınladı.
“Sahibinin sesi Harun Kolçak’a gelsin, dilerim bizi duysun, hatta eşlik bile etsin lütfen…”
İşte böyle demişti.
Şimdi bütün Türkiye duyacak bu şarkıyı…

*

Şarkının sözleri, özgür bir kadının şahane meydan okuyuşudur.
Kendisine empoze edilen, bastırılan, ezmek isteyen bir iklime, erkek dünyasına “Hadi len oradan” haykırışıdır.
“Bana sakın anlatma inanmıyorum
Bu ezbere bu demode cümlelere
Beni ikna edemiyor hiçbir cevap
Hiç aldırmıyorum bu gülmelere” diye başlayıp;
“Hadi versinler, hadi cezamı razıyım
Hür doğdum hür öleceğim
Ya efendisi olacağım kendi hayatımın
Ya bir yerden gideceğim…”
Karşıyım her şeye karşıyım var mı?
Rabbim adaletin bu kadar mı…”

*

Müthiş bir şarkıdır…
İnsanı bir umut ilkbaharının, bir umut yazının masalarının üzerine davet eder…
Daha şimdiden şıkır şıkır oynatır insanı…
“Yeter artık” diye haykıran inanılmaz bir gücü vardır bu şarkının…
Yerinde durduramaz…
Sandığa koşturur…
CHP’nin seçtiği “Tuana” ise Paco de Lucia’nın bestesi şahane bir İspanya şarkısıdır…
O da dibine kadar Akdenizlidir…

*

Bu sabah oturup ikisini de defalarca dinledim.
Baskılar, pandemi, deprem, dibimizdeki savaşlar, göçmen trajedileri, üzerimize abanmış hayat pahalılığı, cezaevi korkuları….
Kendi elimizle kapattığımız ağzımız…
Umut geldi içime yeniden…
Elimi, kendi elimle kapattığım ağzımdan çekme cesareti verdi bana.
1965 TBMM’sinin Çetin Altan’ları, Behice Boran’ları, Mehmet Ali Aybar’ları, geldi gözümün önüne…
Parlamentomuzun memleketin her meselesini dişe diş tartıştığı o günler…
Bir Selda Bağcan şarkısı gibi…
“O Günler” geldi yine gözümün önüne…

*

Sonra düşündüm…
Nedir bunların anlamı…
Acaba son 15 yıldır bizi aşağı çeken o “Dombra” günleri kapanıyor mu… Mehter’le hantallaşmış adımlarımız yeniden hızlanıyor mu…
1960 ve 70’li yıllarda solcular sadece bağlama ile söylenen o ağır aşık türkülerini, “Jandarmalı” şarkılarını sokmuştu hayatımıza. Müzik karanlığa dönüşmüş, ağıt gibi çökmüştü üzerimize.
Siyasetimize Akdeniz’in, Anadolu’nun, Karadeniz’in cıvıl cıvıl müzikleri mi geliyor yine…
Sonra Özal’lı yılların “Arım Balım Peteğim’i”, Ecevit’in rengarenk “Sev Kardeşim’leri”, gelmişti hayatımıza.
Niyetlenmiştik biraz, keyfimizi bulmuştuk.
Heyhat, siyaset meydanında tam sol aşıkların bağlama türkülerinden kurtulduk derken birden “Dombra” ve “Mehter’ler” çökmüştü üzerimize…
Kimbilir kaç nesil siyasetin müziği karalar bağlamıştı bu ülkede…
Hasan Mutlucan gitmiş. Onun kahramanlık menkıbeleri siyasetin ritmini askeri marşlara dönüştürmüştü.
Teşekkürler TİP’li arkadaşlar.
Hem solu, hem Türkiye’nin siyaset meydanını kurtardınız bu Dombra istibdadından.

*

İlk oyumu TİP’e vermiştim.
14 Mayıs günü; son mu, sondan ikinci mi yoksa üçüncü mü olacağını bilemediğim oyumu TİP’e vermeyeceğim…
Ama bana daha şimdiden papatyalarımı, çağla bademlerimi, can eriklerimi, erken baharı getiren bu şarkıyı seçtiğiniz için, gönlümün oyu da size…
Çünkü ben de hür doğmuşum…
Ve artık hür ölmek istiyorum…

*

Keşke diyorum…
Keşke AKP de böyle bir müzik seçse…
Keşke AKP de kapattığı ağızlardan elini çekse…
Keşke onlar da, hep birlikte hür yaşamayı haykıran müzikleri söylese bu seçimde…
Ve keşke şu harabeyi dönmüş ruhlarımızı hep birlikte, ele ele rehabilite etsek…
Bu ülkeyi yeniden inşa edebilsek…

*

Yani arkadaş…
Şimdi şarkı söylemek lazım…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir